arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘Psikoterapi’

Namaz, Panik Atak Ve Modern İnsan

Salı, 11 May 2010 Yusuf Bayalan yorum yok

Bir psikoterapistin, zorlandığını hissettiği durumlar arasında, ”sizce bu nasıl olur?” ya da “ne yapmalıyım?” tarzında sorular önemli yer tutar. Burada danışan, sorumluluğu karşı tarafa havale etmekte, yükünü hafifletmekte ve kendi içindeki çatışmadan kurtulmayı talep etmektedir. Genelde de beklenilen/umulan cevap “zaten duymak istenilen” cevaptır. Burada danışan aslında terapistine şöyle der: bana öyle bir şey söyle ki bu zaten benim duymak istediğim şey olsun. Bununla birlikte terapisti iki arada bir derede bırakan sorular da vardır. Benim için buna dönük en ilginç sorulardan biri “Namaz kılmak panik atağı azaltır mı?” oldu. devamını oku…

Categories: Blog Tags: ,

İlişki Terapisi Ve Kalıplarımız

Pazartesi, 12 Nis 2010 Yusuf Bayalan yorum yok

Şema Terapinin Öyküsü: Bir vak’a özeti

Sinirlerinizi yerinden hoplatan bir eşi nerden buldunuz?

Kısa bir süre önce J. Young krizdeki bir çiftle tanıştı. Kadının adı Şebnem olsun, erkek arkadaşını, adı Tayfun olsun, zalimce eleştirilerine maruz bırakıyordu. Şebnem  Tayfun’un dişlerinin çirkin olduğunu düşünüyordu ve dişlerini beyazlatmasını istiyordu.  Ayrıca vücudunun çok tüylü olduğunu ve düzenli olarak traş olmadığından şikayet ediyordu. Randevulaştıklarında Tayfun Şebnem’i zamanında gidip almadığında (bir kaç dakika geç kaldığında ) Şebnem öfkeden köpürüyordu. Üstelik Tayfun tam 1 saatlik mesafede oturmasına ve  trafiğin çok yoğun olmasına rağmen. Şebnem saldırılarına devam ederken Dr. Young,  Tayfun’un da Şebnemle aynı fikirde olduğunu fark etti. Tayfun kendisinin korkunç derecede hatalı olduğuna inanıyordu ve Şebnem’in kendisine kızmasında da haklı olduğunu düşünüyordu. Dr. Young şuna karar verdi; Şebnem Tayfun’u seviyordu ve onu kaybetmekten korkuyordu. devamını oku…

Ruhumuzun Yaralı Yanları

Cumartesi, 06 Mar 2010 Yusuf Bayalan yorum yok

İnsan acılı bir varlık, acısı belki de onun kaderi. Acısız bir insana, acısız bir ruha rastlamak ne mümkün. Ruhunun acılarına kapılarını kapatmak, acıyı hissetmemek ise belki de acıların en büyüğü: acının bile farkına varmamak!

Neden acı çekeriz? Neden yaralanır ruhumuz? Cevabı belki de ciltlerce kitaba sığmaz ve belki de o ciltlerce kitap sorulara cevap olamaz. Ancak amacımız cevabı bulmaktan ziyade “cevabın peşinde olmak” olmalı belki de.

İnsan muhtaç bir varlık. Denir ki yaşamak için mutlak anlamda başkalarına ihtiyaç duyar insan. Bu bir sorun değil, durum; yani öyle olmasından başka bir alternatif yok. Tavuğun yumurtlamaması ne mümkün! Dolayısıyla “neden böyle?” diye hayıflanmak boşa çaba harcamaktır. devamını oku…

Ey Ölüm

Perşembe, 07 Oca 2010 Yusuf Bayalan yorum yok

hep tepemdesin ey ölüm.

seni yanımda hissettiğimde böyle bir cümleye ihtiyacım olmayacak; çünkü yan yana olmak başka bir şeydir tepede ve aşağıda olmaktan.

sen olmasaydın ne kederim olurdu ne de hüznüm; ne de bu yazıyı yazardım! ne umudum olurdu sen olmasaydın, ne de hayal kurardım! devamını oku…

Categories: Blog Tags: ,

OKB’nin Sebepleri

Cumartesi, 02 Oca 2010 Yusuf Bayalan yorum yok

OKB’nin oluşumuna etki eden faktörler net bir şekilde belirlenememiştir. Bununla birlikte hastalığın oluş sebepleri arasında aşağıdaki faktörler belirtilmiştir:

·        Biyolojik etkenler: OKB 20-30 yıl öncesine kadar ruhsal kökenli bir hastalık olarak kabul edilirdi. Ancak yakın zamanda yapılan çalışmalar OKB’ye biyolojik ve nörolojik yapılanmanın etki ettiğini göstermektedir.

·        Sosyal etkenler: OKB hastalığına, kişinin içinde doğup büyüdüğü ortamın etkili olduğu düşünülmektedir.

·        Psikolojik etkenler: Bu grupta kişinin geliştirdiği kişilik yapısı(mükemmelliyetçi, titiz vb.), sahip olduğu öğrenmeler(ebeveynden görme gibi)in önemli olduğu kabul edilmektedir.

Türkiye’de yapılan bir araştırmada OKB hastalarında özellikle dayanıksızlık, sosyal izolasyon, karamsarlık, duygusal yoksunluk, kusurluluk, başarısızlık, teslimiyetçilik, yüksek standartlar, haklılık, onay arayıcılık şemalarının aktif olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Categories: Okb Tags: , ,

OKB’li Kişilerde Görünüm Ve Davranış

Cumartesi, 02 Oca 2010 Yusuf Bayalan yorum yok

Genel görünüm ve davranış: Okb’li kişiler aşırı titiz, düzenli, kontrollü ve kuralcıdırlar. Hastalık ilerledikçe kişinin düzeni bozulabilir ve hareketlerinde bir kararsızlık söz konusu olabilir.  

Konuşma ve ilişki kurma: Konuşma düzgün ve denetimlidir. Kelime sonlarındaki harflere baskı yapılarak konuşulur. Sözcük seçiminde dikkatli davranılır. Konuşmalarda ayrıntılara vurgu dikkat çekebilir. İlişki kurmada da titizlik, kuralcılık ve zaman zaman sıkıcı derecede saygılılık görülebilir.  

Duygulanım: Kişi saplantı ve zorlantılarından ötürü çok büyük bir bunaltı(anksiyete) yaşar. Dikkat çekici bir nokta, kişi başından geçen olumsuz yaşantıları anlatırken duygudan yalıtılmış biçimde anlatabilir. Depresyonun eşlik ettiği okb’de depresif duygular(üzüntü, ümitsizlik, çaresizlik vb.) yoğun yaşanabilir.  

Bilişsel yetiler: Okb’li insanlar genellikle zeki ve bellekleri güçlü kişilerdir. Olayların ayrıntılarını iyi hatırlarlar. Algı ve yönelim bozukluğu olmaz. Yineleyen saplantıları nedeni ile bazen dikkatleri dağılabilir. Bazen bir şeyleri yapıp yapmama noktasında tereddütleri olsa da bu bir bellek bozukluğu göstergesi değildir.  

Düşünce süreci ve içeriği: Okb’li kişilerin düşünceleri düzgün, eksiksiz ve ayrıntıcıdır. Düşünce içeriğinde ise obsesyonlar yer alır. Düşünce içeriğinin ayrıntılarını ise kişinin sahip olduğu obsesyonun türü belirler: kuşkuculuk, suçluluk vb. düşüncelerde ikirciklilik(tereddüt), kararsızlık çok belirgindir. Kişi çok fazla “Ya öyleyse?”, “Acaba…..mı?” vb. şeklinde düşünebilir.  

Hareket: Okb’li kişinin hareketlerinde obsesyonların bunaltıcı etkisini gidermek için zorlantılı davranışlar(kompulsiyon) görülür. Belli şeyleri yapmak ya da yapmamak, ellerini abartılı şekilde yıkamak vb. buna örnek oluşturabilir. Bu hareketler zamanla kalıplaşıp törensel bir hal(ritüel) alabilir.  

Fizik ve fizyolojik belirtiler: Kişideki fizyolojik belirtiler bunaltıya özgü olarak değişebilir. Mesela ellerini ileri derecede yıkayanlarda deterjan izleri ve yaralar görülebilir.