Obsesyon Ve Kompulsiyon Çeşitleri

Cumartesi, 02 Oca 2010 Yusuf Bayalan yorum yok

Obsesyonlar

Obsesyonun türkçe karşılığı “saplantı”dır.  Saplantı, yineleyici, ısrarlı, anksiyete(sıkıntı, bunaltı)ye neden olan ve istenmeden gelen(intrusive), benliğe yabancı(ego distonik) düşünce, dürtü ya da imajlar(düşlem, hayal, zihinsel resim)dır. Obsesyon için günlük dilde şüphe, evham, kuşku  gibi kelimeler kullanılır. “Ya kapıyı açık unuttuysam?”, “Acaba elime mikrop bulaştı mı?” vb. düşünceler obsesyonlara örnek gösterilebilir.

Obsesyonlar üç temel formda gerçekleşirler: 1- Obsesif düşünce(inatçı bir şekilde zihne sokulan, kişiyi rahatsız edici düşünceler) 2- Obsesif imaj(kişiyi  rahatsız edici görsel ya da canlı yaşantılar) 3- Obsesif dürtü(kişiyi istenmeyen davranışa zorlayan dürtüler) devamını oku…

Categories: Okb Tags: ,

OKB’li Kişilerde Görünüm Ve Davranış

Cumartesi, 02 Oca 2010 Yusuf Bayalan yorum yok

Genel görünüm ve davranış: Okb’li kişiler aşırı titiz, düzenli, kontrollü ve kuralcıdırlar. Hastalık ilerledikçe kişinin düzeni bozulabilir ve hareketlerinde bir kararsızlık söz konusu olabilir.  

Konuşma ve ilişki kurma: Konuşma düzgün ve denetimlidir. Kelime sonlarındaki harflere baskı yapılarak konuşulur. Sözcük seçiminde dikkatli davranılır. Konuşmalarda ayrıntılara vurgu dikkat çekebilir. İlişki kurmada da titizlik, kuralcılık ve zaman zaman sıkıcı derecede saygılılık görülebilir.  

Duygulanım: Kişi saplantı ve zorlantılarından ötürü çok büyük bir bunaltı(anksiyete) yaşar. Dikkat çekici bir nokta, kişi başından geçen olumsuz yaşantıları anlatırken duygudan yalıtılmış biçimde anlatabilir. Depresyonun eşlik ettiği okb’de depresif duygular(üzüntü, ümitsizlik, çaresizlik vb.) yoğun yaşanabilir.  

Bilişsel yetiler: Okb’li insanlar genellikle zeki ve bellekleri güçlü kişilerdir. Olayların ayrıntılarını iyi hatırlarlar. Algı ve yönelim bozukluğu olmaz. Yineleyen saplantıları nedeni ile bazen dikkatleri dağılabilir. Bazen bir şeyleri yapıp yapmama noktasında tereddütleri olsa da bu bir bellek bozukluğu göstergesi değildir.  

Düşünce süreci ve içeriği: Okb’li kişilerin düşünceleri düzgün, eksiksiz ve ayrıntıcıdır. Düşünce içeriğinde ise obsesyonlar yer alır. Düşünce içeriğinin ayrıntılarını ise kişinin sahip olduğu obsesyonun türü belirler: kuşkuculuk, suçluluk vb. düşüncelerde ikirciklilik(tereddüt), kararsızlık çok belirgindir. Kişi çok fazla “Ya öyleyse?”, “Acaba…..mı?” vb. şeklinde düşünebilir.  

Hareket: Okb’li kişinin hareketlerinde obsesyonların bunaltıcı etkisini gidermek için zorlantılı davranışlar(kompulsiyon) görülür. Belli şeyleri yapmak ya da yapmamak, ellerini abartılı şekilde yıkamak vb. buna örnek oluşturabilir. Bu hareketler zamanla kalıplaşıp törensel bir hal(ritüel) alabilir.  

Fizik ve fizyolojik belirtiler: Kişideki fizyolojik belirtiler bunaltıya özgü olarak değişebilir. Mesela ellerini ileri derecede yıkayanlarda deterjan izleri ve yaralar görülebilir.

Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir?

Cumartesi, 02 Oca 2010 Yusuf Bayalan yorum yok

Obsesif kompulsif bozukluk(OKB) DSM-IV-TR(Amerikan Psikiyatri Birliği: Psikiyatride Hastalıkların Tanımlanması Ve Sınıflandırılması El Kitabı, Yeniden Gözden Geçirilmiş Dördüncü Baskı)’de Anksiyete Bozuklukları başlığı altında ele alınan bir hastalıktır. Obsesif kompulsif bozukluk, istenmeden gelen, uygunsuz olarak yaşanan, belirgin anksiyete ve sıkıntıya neden olan, benliğe yabancı ve yineleyici özellikte sürekli düşünceler, dürtüler (impulslar) veya düşlemler (imajlar) olarak tanımlanan obsesyonlar ve bunlara ikincil olarak gelişen kişinin yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar veya zihinsel eylemler olarak tanımlanan kompulsiyonlarla karakterize bir bozukluktur. Okb, kendine özgü, karışık, heterojen bir durumdur ve hastada zihinsel ve davranışsal belirtilerin aynı anda görülmesini içerir.

DSM-IV- TR’ye Göre Obsesif-Kompulsif Bozukluk Tanı Ölçütleri:

A.      Obsesyonlar ya da kompulsiyonlar vardır:

Obsesyonlar aşağıdakilerden (1), (2), (3) ve (4) ile tanımlanır:

 

(1). Bu bozukluk sırasında kimi zaman istenmeden gelen ve uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin anksiyete ya da sıkıntıya neden olan, yineleyici ve sürekli düşünceler dürtüler ya da düşlemler.

(2). Düşünceler, dürtüler ya da düşlemler sadece gerçek yaşam sorunları hakkında duyulan aşırı üzüntüler değildir.

(3). Kişi bu düşünceleri, dürtüleri ya da düşlemlerine önem vermemeye ya da baskılamaya çalışır veya başka bir düşünce ya da eylemle bunları etkisizleştirmeye çalışır.  

(4). Kişi obsesyonel düşüncelerini, dürtülerini ya da düşlemlerini kendi zihninin bir ürünü olarak görür (düşünce sokulmasında olduğu gibi değildir). devamını oku…

Categories: Okb Tags: ,

Sosyal Fobi Nedir?

Cumartesi, 02 Oca 2010 Yusuf Bayalan yorum yok

İnsan mutlu olabilmek, doyum verici bir hayat yaşayabilmek için,  kendisiyle diğer insanlarla ve dünya ile iyi ilişkiler geliştirmelidir.

İnsan sosyal bir varlıktır; bu yüzden diğer insanlarla uygun şekilde iletişime girmek, kendini ifade etmek, karşıdakini dinlemek vb.  onun en temel ihtiyaçlarındandır. Ancak bazı insanlar diğer insanların arasında kendilerini rahat hissedemez, iyi ifade edemez; insanların olduğu ortamlardan uzaklaşmak isterler.

APA(Amerikan Psikoloji Topluluğu), sosyal anksiyete/fobiyi şöyle tanımlamıştır: sosyal fobi utanmaktan, küçük düşmekten, sosyal ortamlarda başkaları tarafından olumsuz değerlendirilmekten yoğun şekilde korkma ve korkulan durumlardan kaçınma eğilimi ile tanımlanabilecek yaygın bir anksiyete(kaygı, bunaltı) bozukluğudur. devamını oku…

Biz Vermezsek Kimden Alacağız?

Perşembe, 31 Ara 2009 Yusuf Bayalan yorum yok

 “Beni kimse anlamıyor!” diyor, üzgün, kırgın, yalnız, önemsiz hisseden genç kadın. Hiç kimsenin onu umursamadığını, kimsenin onun derdiyle dertlenmediğini düşünüyor. “Ben sevilmeye, önemsenmeye, ilgilenilmeye değer değilim!” diye düşünüyor. Göz yaşları dindikten sonra sorduğum “Siz en son ne zaman, kimi gerçekten anladınız?” sorusuna verdiği cevabı ise bize bizi çok iyi şekilde anlatıyordu: “Bilmem! Hatırlamıyorum; daha önce hiç bu açıdan bakmamıştım!” Bu cevap aynı zamanda, “Önce diğerleri beni sevsin, beni anlasın” mesajını da içeriyordu.

Sevilmek, önemsenmek, beğenilmek, anlaşılmak, takdir edilmek “muhtaç” olan bizlerin çok önemli tutamakları. Bizler bu tutamaklarla kendimizi hayata daha iyi bağlayabiliyor, kendimizi daha iyi hissedebiliyor, varoluşumuzu daha iyi yaşayabiliyoruz. Ama bazen almak istediklerimize o kadar çok odaklanıyoruz ki vermemiz gerekenleri unutuyoruz!

“Sevilmek istiyorsan sevmeyi bileceksin!” diyor şair. Bu dize üzgün danışanımın daha önce bakmadığı açıya dikkatimizi çekiyor. Neden önce sevmek; yani vermek!? devamını oku…

Cezalandırıcılık Şeması

Perşembe, 31 Ara 2009 Yusuf Bayalan yorum yok

Yaptıkları yanlışlar için insanların cezalandırılması gerekliliğine inançtır. Öfkelenme, acımasızlık, cezalandırıcılık, beklenti ve standartlara uymayan kişilere (kendisi de dahil) katlanamama eğilimlerini içerir. Kendisi ve diğerlerinin hatalarını affetmekte güçlüğü sıklıkla vardır, çünkü suç hafifletici durumları, insanların hata yapmalarına izin vermeye, duygulara eşduyum göstermeye isteksizdirler.

Karakteristik Cezalandırıcılık Davranışları

Cezalandırıcılık şeması olan kişilerin genel davranışı her suçun bir cezası olması gerektiğine inandıkları için hatalar karşısında kolay öfkelenmek şeklinde olabilir. Başka birisinin performasını değerlendirmek zorunda kalacakları ortamlardan kaçınabilirler. Veya hatalar karşısında aşırı affedici davranabilirler. Bu kişiler hafifletici nedenleri göremezler ve insanın hatasız olmayacağını Kabul etmemeye eğilimlidirler. Bu görüşleri başkaları için olduğu kadar kendileri için de geçerlidir. devamını oku…