arşiv

‘Psikolojik Sorunlar’ kategorisi için arşiv

OKB’nin Sebepleri

Cumartesi, 02 Oca 2010 Yusuf Bayalan yorum yok

OKB’nin oluşumuna etki eden faktörler net bir şekilde belirlenememiştir. Bununla birlikte hastalığın oluş sebepleri arasında aşağıdaki faktörler belirtilmiştir:

·        Biyolojik etkenler: OKB 20-30 yıl öncesine kadar ruhsal kökenli bir hastalık olarak kabul edilirdi. Ancak yakın zamanda yapılan çalışmalar OKB’ye biyolojik ve nörolojik yapılanmanın etki ettiğini göstermektedir.

·        Sosyal etkenler: OKB hastalığına, kişinin içinde doğup büyüdüğü ortamın etkili olduğu düşünülmektedir.

·        Psikolojik etkenler: Bu grupta kişinin geliştirdiği kişilik yapısı(mükemmelliyetçi, titiz vb.), sahip olduğu öğrenmeler(ebeveynden görme gibi)in önemli olduğu kabul edilmektedir.

Türkiye’de yapılan bir araştırmada OKB hastalarında özellikle dayanıksızlık, sosyal izolasyon, karamsarlık, duygusal yoksunluk, kusurluluk, başarısızlık, teslimiyetçilik, yüksek standartlar, haklılık, onay arayıcılık şemalarının aktif olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Categories: Okb Tags: , ,

Obsesyon Ve Kompulsiyon Çeşitleri

Cumartesi, 02 Oca 2010 Yusuf Bayalan yorum yok

Obsesyonlar

Obsesyonun türkçe karşılığı “saplantı”dır.  Saplantı, yineleyici, ısrarlı, anksiyete(sıkıntı, bunaltı)ye neden olan ve istenmeden gelen(intrusive), benliğe yabancı(ego distonik) düşünce, dürtü ya da imajlar(düşlem, hayal, zihinsel resim)dır. Obsesyon için günlük dilde şüphe, evham, kuşku  gibi kelimeler kullanılır. “Ya kapıyı açık unuttuysam?”, “Acaba elime mikrop bulaştı mı?” vb. düşünceler obsesyonlara örnek gösterilebilir.

Obsesyonlar üç temel formda gerçekleşirler: 1- Obsesif düşünce(inatçı bir şekilde zihne sokulan, kişiyi rahatsız edici düşünceler) 2- Obsesif imaj(kişiyi  rahatsız edici görsel ya da canlı yaşantılar) 3- Obsesif dürtü(kişiyi istenmeyen davranışa zorlayan dürtüler) devamını oku…

Categories: Okb Tags: ,

OKB’li Kişilerde Görünüm Ve Davranış

Cumartesi, 02 Oca 2010 Yusuf Bayalan yorum yok

Genel görünüm ve davranış: Okb’li kişiler aşırı titiz, düzenli, kontrollü ve kuralcıdırlar. Hastalık ilerledikçe kişinin düzeni bozulabilir ve hareketlerinde bir kararsızlık söz konusu olabilir.  

Konuşma ve ilişki kurma: Konuşma düzgün ve denetimlidir. Kelime sonlarındaki harflere baskı yapılarak konuşulur. Sözcük seçiminde dikkatli davranılır. Konuşmalarda ayrıntılara vurgu dikkat çekebilir. İlişki kurmada da titizlik, kuralcılık ve zaman zaman sıkıcı derecede saygılılık görülebilir.  

Duygulanım: Kişi saplantı ve zorlantılarından ötürü çok büyük bir bunaltı(anksiyete) yaşar. Dikkat çekici bir nokta, kişi başından geçen olumsuz yaşantıları anlatırken duygudan yalıtılmış biçimde anlatabilir. Depresyonun eşlik ettiği okb’de depresif duygular(üzüntü, ümitsizlik, çaresizlik vb.) yoğun yaşanabilir.  

Bilişsel yetiler: Okb’li insanlar genellikle zeki ve bellekleri güçlü kişilerdir. Olayların ayrıntılarını iyi hatırlarlar. Algı ve yönelim bozukluğu olmaz. Yineleyen saplantıları nedeni ile bazen dikkatleri dağılabilir. Bazen bir şeyleri yapıp yapmama noktasında tereddütleri olsa da bu bir bellek bozukluğu göstergesi değildir.  

Düşünce süreci ve içeriği: Okb’li kişilerin düşünceleri düzgün, eksiksiz ve ayrıntıcıdır. Düşünce içeriğinde ise obsesyonlar yer alır. Düşünce içeriğinin ayrıntılarını ise kişinin sahip olduğu obsesyonun türü belirler: kuşkuculuk, suçluluk vb. düşüncelerde ikirciklilik(tereddüt), kararsızlık çok belirgindir. Kişi çok fazla “Ya öyleyse?”, “Acaba…..mı?” vb. şeklinde düşünebilir.  

Hareket: Okb’li kişinin hareketlerinde obsesyonların bunaltıcı etkisini gidermek için zorlantılı davranışlar(kompulsiyon) görülür. Belli şeyleri yapmak ya da yapmamak, ellerini abartılı şekilde yıkamak vb. buna örnek oluşturabilir. Bu hareketler zamanla kalıplaşıp törensel bir hal(ritüel) alabilir.  

Fizik ve fizyolojik belirtiler: Kişideki fizyolojik belirtiler bunaltıya özgü olarak değişebilir. Mesela ellerini ileri derecede yıkayanlarda deterjan izleri ve yaralar görülebilir.

Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir?

Cumartesi, 02 Oca 2010 Yusuf Bayalan yorum yok

Obsesif kompulsif bozukluk(OKB) DSM-IV-TR(Amerikan Psikiyatri Birliği: Psikiyatride Hastalıkların Tanımlanması Ve Sınıflandırılması El Kitabı, Yeniden Gözden Geçirilmiş Dördüncü Baskı)’de Anksiyete Bozuklukları başlığı altında ele alınan bir hastalıktır. Obsesif kompulsif bozukluk, istenmeden gelen, uygunsuz olarak yaşanan, belirgin anksiyete ve sıkıntıya neden olan, benliğe yabancı ve yineleyici özellikte sürekli düşünceler, dürtüler (impulslar) veya düşlemler (imajlar) olarak tanımlanan obsesyonlar ve bunlara ikincil olarak gelişen kişinin yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar veya zihinsel eylemler olarak tanımlanan kompulsiyonlarla karakterize bir bozukluktur. Okb, kendine özgü, karışık, heterojen bir durumdur ve hastada zihinsel ve davranışsal belirtilerin aynı anda görülmesini içerir.

DSM-IV- TR’ye Göre Obsesif-Kompulsif Bozukluk Tanı Ölçütleri:

A.      Obsesyonlar ya da kompulsiyonlar vardır:

Obsesyonlar aşağıdakilerden (1), (2), (3) ve (4) ile tanımlanır:

 

(1). Bu bozukluk sırasında kimi zaman istenmeden gelen ve uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin anksiyete ya da sıkıntıya neden olan, yineleyici ve sürekli düşünceler dürtüler ya da düşlemler.

(2). Düşünceler, dürtüler ya da düşlemler sadece gerçek yaşam sorunları hakkında duyulan aşırı üzüntüler değildir.

(3). Kişi bu düşünceleri, dürtüleri ya da düşlemlerine önem vermemeye ya da baskılamaya çalışır veya başka bir düşünce ya da eylemle bunları etkisizleştirmeye çalışır.  

(4). Kişi obsesyonel düşüncelerini, dürtülerini ya da düşlemlerini kendi zihninin bir ürünü olarak görür (düşünce sokulmasında olduğu gibi değildir). devamını oku…

Categories: Okb Tags: ,

Sosyal Fobi Nedir?

Cumartesi, 02 Oca 2010 Yusuf Bayalan yorum yok

İnsan mutlu olabilmek, doyum verici bir hayat yaşayabilmek için,  kendisiyle diğer insanlarla ve dünya ile iyi ilişkiler geliştirmelidir.

İnsan sosyal bir varlıktır; bu yüzden diğer insanlarla uygun şekilde iletişime girmek, kendini ifade etmek, karşıdakini dinlemek vb.  onun en temel ihtiyaçlarındandır. Ancak bazı insanlar diğer insanların arasında kendilerini rahat hissedemez, iyi ifade edemez; insanların olduğu ortamlardan uzaklaşmak isterler.

APA(Amerikan Psikoloji Topluluğu), sosyal anksiyete/fobiyi şöyle tanımlamıştır: sosyal fobi utanmaktan, küçük düşmekten, sosyal ortamlarda başkaları tarafından olumsuz değerlendirilmekten yoğun şekilde korkma ve korkulan durumlardan kaçınma eğilimi ile tanımlanabilecek yaygın bir anksiyete(kaygı, bunaltı) bozukluğudur. devamını oku…

PANİK BOZUKLUĞUNUN BELİRTİLERİ

Perşembe, 31 Ara 2009 Yusuf Bayalan yorum yok

Panik bozuklukta aşağıdaki belirti ve bulgulara rastlanabilir:

Genel görünüm ve dışa vuran davranış: Panik nöbetleri dışında kişinin görünümünde net bir bozukluk yoktur. Panik esnasında kişi, ileri derecede endişeli ve telaşlı olur.

Konuşma ve ilişki kurma: Panik esnasında kişi rahat konuşamaz, sesi titrer. Bazen hasta ile ilişki kurmak güç olabilir. Hasta yaşadıklarından bahsetmek isteyebilir.

Duygulanım: Panik nöbeti esnasında kişide ileri derecede korku söz konusudur. Panik nöbeti dışında, paniğin tekrar yaşanmasına dönük bir beklenti korkusu yaşanabilir. En önemli korku delirme, çıldırma, kontrolü kaybetme ya da ölüm korkusudur.

Bişişsel yetiler: Panik nöbetleri dışında hastanın yöneliminde, algılamasında, ya da diğer bilişsel yetilerinde problem yoktur. Ancak panik esnasında çevreyi tanıyamama, algı bozukluğu varmış gibi bir durum ortaya çıkabilir. Hasta şaşkınlık içinde olabilir; çevresini ve kendini değişmiş olarak algılayabilir.

Düşünce süreci ve içeriği: Nöbet dışında hastanın düşünce sürecinde problem olmaz. Panik esnasında, kontrolü kaybetme, çıldırma, ölme düşünceleri ortaya çıkabilir. Ataklardan sonra da aynı yaşantnın tekrar olabileceğine dair düşünceler ortaya çıkabilir.

Fizik ve fizyolojik belirtiler: Panik dışında bir anormalilk yoktur. Panik esnasında çarpıntı, yüz kızarması ya da solması, terleme, üşüme, kılların diken diken olması, göğüste sıkışma, soluk almıyor hisetme, solunum sıklaşması, baş dönmesi, bulantı, el ve ayaklarda uyuşma, sık idrara çıkma, kan basıncının yükselmesi, sıcak-soğuk basması, baygınlık duygusu yaşanabilir.

Psikoterapist Yusuf BAYALAN

Kaynak: Öztürk M. Orhan, Ruh Sağlığı Ve Bozuklukları, İstanbul, Nobel Tıp Kitabevleri, 2001