Aşk insanın kalbini doldurmaya yeter mi? Caddede bir terapist yürüyor; insanları gözlemleyen ve yaşadıkları mutsuzluğun nedenlerini anlamaya çalışan bir terapist.
Dr. Mavi, “Aynalar Koridorunda Aşk”ın kahramanı. Hepimizin yaşadığı duygusal karmaşaları tecrübe eden, varoluşun özünü anlamaya çalışan bir kahraman. Yüksek ökçeli kırmızı ayakkabılı kadın, etrafın ilgisini çekmek için sarmaş dolaş gezen sevgililer, önündeki arabayı sollayamayınca kendini değersiz hisseden BMW sürücüsü…
Birer varoluş mabedi haline gelmiş kafeler, restoranlar ve buraları dolduran insanlar… Milyonlarca imge… İmgelerde varoluşunu arayan insanlar… Aynada kendini gördüğünü zanneden ama Beyaz’ın söylediği gibi asla görmeyecek olan, restoranda yemek yiyen kadın…
Narsistleşmiş, benliğin mabedine hapsolup kendi varoluş gerçekliklerinden uzağa düşmüş, içlerindeki boşluğu aşkla doldurmaya çalışanlar… Peki, aşk insanın kalbini doldurmaya yeter mi? Sonsuz sevilme, değerli görülme ihtiyacını duyan insanın kalbini kim nasıl doldurur?
Dr. Mavi, Beyaz, Kırmızı, Gri ve Sarı, rüyaların, gerçeklerin ve aynaların izini sürerek bu sorunun cevabını arıyorlar…
Kaynak: http://www.timas.com.tr/Icerik/Kitaplar/Edebiyat/Roman/Aynalar-Koridorunda-Ask.aspx
Kitapla ilgili yorumlar için: http://www.karakalem.net/kitap.asp?book=18
Ey Yaratıcı Rabbim!
Sen insanoğluna keremi bağışlamışsın. Sen kendi özel emanetini insanoğlunun omuzlarına yüklemişsin. Sen bütün peygamberlerini, kitabı öğretmek ve adaleti gerçekleştirmek için göndermişsin. Sen kendine, peygamberlerine ve iman eden insanlara izzeti bağışlamışsın. Sana ve peygamberlerinin getirdiği mesaja inanıyoruz. Senden özgürlük, bilgi, uygarlık, adalet ve şeref istiyoruz. Bize bunları bağışla! Çünkü çok muhtacız ve her zamandan daha dertliyiz ve alçaklık, esaret ve cehaletin kurbanı olmuşuz.
Ey zayıf bırakılmışların Rabbi!
Sen yeryüzünün zavallılarını, mahkum ve zayıf yığınlarını ve hayattan yoksun bırakılanları – ki onlar, köle arayan azgınların; çağın karanlık zulmünün; kin ve nefret cehenneminin tarihteki kurbanlarının devamıdırlar ve her zamankinden daha çok zulme ve baskıya maruz kalmışlardır –insanların önderliğine eriştireceğini ve onları dünyaya varis kılacağını irade etmişsin. İşte şimdi zamanı gelmiştir. Yeryüzünün lanetlileri senin vaadini gözlemekte ve beklemektedir.
Ey gaybın bilicisi Allah’ım!
Şu çağımızda sana gerçekten tapanlar, yalnızca yeryüzünün mustaz’aflarıdır.
Ey Yüce Rabbim! devamını oku…
Allahım! «Akidemi» «sorunlarım»ın elinden kurtar ve koru!
Rabbim! Bana sorumluluktan kaçan inanç ucuzluğuna karşı dayanma gücü ver!
İlahî! Akli ve bilimsel olgunluğum anında bile beni taassuba düşürme! Duyarlılık ve aydınlık faziletinden mahrum kılma!
Ya Rabbi! Beni sürekli bilgili ve uyanık kıl ki, bir kimseyi yada bir düşünceyi olumlu, olumsuz- iyice tanımadan önce bir yargıya varmayayım. devamını oku…
Yazar: Psk. Narin YILDIZ / narinyildiz@hotmail.com
Musa Sina Dağı’nda kendisine
belirli bir ton ve ritimde iletilen
şöyle bir ilahi emir alır:
“DİNLE MUSA”.
…
“İnsan sesi çalgıdan daha eskiye uzanır.” der, Alman müzikolog Curt Sachs. Yani çalgıdan ve şarkıdan önce insan sesi vardı ve müzik, insanın şarkı söylemeye başlamasıyla ortaya çıktı. devamını oku…
Bir psikoterapistin, zorlandığını hissettiği durumlar arasında, ”sizce bu nasıl olur?” ya da “ne yapmalıyım?” tarzında sorular önemli yer tutar. Burada danışan, sorumluluğu karşı tarafa havale etmekte, yükünü hafifletmekte ve kendi içindeki çatışmadan kurtulmayı talep etmektedir. Genelde de beklenilen/umulan cevap “zaten duymak istenilen” cevaptır. Burada danışan aslında terapistine şöyle der: bana öyle bir şey söyle ki bu zaten benim duymak istediğim şey olsun. Bununla birlikte terapisti iki arada bir derede bırakan sorular da vardır. Benim için buna dönük en ilginç sorulardan biri “Namaz kılmak panik atağı azaltır mı?” oldu. devamını oku…
Yazan: Mustafa MERTER
Kaynak: http://benotesi.listanbul.com/2010/yucelerde-bulusma/
Bu çalışmamda anne/baba ve evlad ilişkilerinin çok özel bir yönüne temas etmek istiyorum.
Önce nöroz diye tanımlanan psikolojik rahatsızlığın kısa bir tanımlamasını yapıp, sonra da nefs ve hâl psikolojisi açısından bildiğimiz psikoterapi yaklaşımlarına yardımcı veya alternatif olabilecek iki çok özel hayat tecrübesinden söz edeceğim. Bunlar anne/babanın çocukları ile müşterek olarak yapabilecekleri hayır girişimleri ve Umre/Hacc ziyareti. devamını oku…